Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
yağışlı
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Yağışı olan

Örnek:

1. Yağışlı havalarda boydan boya gerili iki kalın ipe serer çarşafları, çamaşırları.

1. Yağışlı havalarda boydan boya gerili iki kalın ipe serer çarşafları, çamaşırları.

2. Yağışı çokça olan

Örnek:

1. Ekvator çevresi yağışlı bölgelerdendir.

1. Ekvator çevresi yağışlı bölgelerdendir.


yağışlılık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Yağışlı olma durumu


yağışölçer
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Belirli bir zamanda, belirli bir yere düşen yağış miktarını ölçmeye yarayan alet, yağmurölçer, plüviyometre


Telaffuz : yağı'şölçer

yağışsız
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Yağışı olmayan, kurak


yağışsızlık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Yağış olmama durumu, kuraklık


yağıverme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Yağıvermek işi


yağıvermek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Ansızın veya çabucak yağmak

Örnek:

1. Beklenilmeyen bir vakitte yağıverdi işte!

1. Beklenilmeyen bir vakitte yağıverdi işte!


Telaffuz : yağı'vermek

yağız

İlgili Kelimeler:

yağız doru, kara yağız, sarı yağız

Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Esmer

Örnek:

1. Yağız ve kuvvetli, analarının ardı sıra dokuzar onar gürbüz çocuk koşar.

1. Yağız ve kuvvetli, analarının ardı sıra dokuzar onar gürbüz çocuk koşar.

2. Doru

Örnek:

1. Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı / Bir dakika araba yerinde durakladı

1. Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı / Bir dakika araba yerinde durakladı

3. halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , Yiğit

Örnek:

1. Bunu o ilk zamanlardaki yağız savaşçı havasıyla dedi.

1. Bunu o ilk zamanlardaki yağız savaşçı havasıyla dedi.


yağız doru
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Kızıla çalan siyah tüyleri olan (at)


yağlama

İlgili Kelimeler:

yağlama yağı, yıkama yağlama

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Yağlamak işi

2. halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , Küçük tabak büyüklüğünde açılan yufkaların tavada pişirilmesinden sonra aralarına kıymalı iç konulup üzerine sarımsaklı yoğurt dökülerek hazırlanan bir yemek


yağlama yağı
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Hareket eden yüzeylerde sürtünmeyi azaltmak amacıyla kullanılan genellikle rafine edilmiş bir yağ türü

2. Motor ve makine parçalarının yağlanmasında kullanılan madde


yağlamak fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Yağ sürmek

2. teknik , teknik , teknik , teknik , Sürtünen iki yüzey arasına, kaymayı kolaylaştırmak için yağlı bir madde sürmek

3. argo , argo , argo , argo , Dalkavukça övmek, yağ çekmek


yağlanış
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Yağlanma işi


yağlanma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Yağlanmak işi


yağlanmak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Yağlama işi yapılmak, yağ sürülmek, yağ konulmak

2. Yağ oluşmak

Örnek:

1. Kısacık boylu, kara kuru Nadir Hanım'ın yerinde şimdi şişman denilecek kadar etlenmiş, toplanmış, yağlanmış bir hanım var.

1. Kısacık boylu, kara kuru Nadir Hanım'ın yerinde şimdi şişman denilecek kadar etlenmiş, toplanmış, yağlanmış bir hanım var.

3. Yağdan kirlenmek

Örnek:

1. Saçlarını taramış, yakası pek yağlanan eski cübbesini değiştirmiş...

1. Saçlarını taramış, yakası pek yağlanan eski cübbesini değiştirmiş...

4. Yağ sürünmek

Örnek:

1. Artık çayırlıklarda soyunup yağlanıp güreşemiyorlardı.

1. Artık çayırlıklarda soyunup yağlanıp güreşemiyorlardı.


yağlatma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Yağlatmak işi


yağlatmak fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Yağlama işini yaptırmak


yağlayabilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Yağlayabilmek işi


yağlayabilmek fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Yağlama ihtimali veya imkânı bulunmak

2. Yağlamaya gücü yetmek


yağlayıcı
Anlamı:

1. isim , isim , teknik , teknik , isim , isim , teknik , teknik , Makine, motor vb.ni oluşturan parçaları yağlama işinde kullanılan araç


yağlayıp ballandırmak
Anlamı:

1. çok överek anlatmak


yağlayış
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Yağlama işi


yağlı

İlgili Kelimeler:

yağlı ballı, yağlı bitki, yağlı boya, yağlı güreş, yağlı harç, yağlı ip, yağlı kâğıt, yağlı kapı, yağlı kara, yağlı kömür, yağlı kuyruk, yağlı müşteri, yağlı toprak, tereyağlı, zeytinyağlı

Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Üzerinde veya içinde yağı olan

2. Yağı çok olan

Örnek:

1. Yiyecek maddelerinden yağlı bulgur pilavı, un helvası gibi yemekler hazırlanır.

1. Yiyecek maddelerinden yağlı bulgur pilavı, un helvası gibi yemekler hazırlanır.

3. Yağla yapılmış

Örnek:

1. Yağlı çörek.

1. Yağlı çörek.

4. Besili, semiz

Örnek:

1. Bir de olaydı şimdi diye yağlı hindi sayıklıyorsun.

1. Bir de olaydı şimdi diye yağlı hindi sayıklıyorsun.

5. Yağdan kirlenmiş veya lekelenmiş olan

Örnek:

1. Uzun saçları eski redingotun yağlı yakasına dökülüyor.

1. Uzun saçları eski redingotun yağlı yakasına dökülüyor.

6. mecaz , mecaz , teklifsiz konuşmada , teklifsiz konuşmada , mecaz , mecaz , teklifsiz konuşmada , teklifsiz konuşmada , Bol ve kolay kazanç sağlayan

Örnek:

1. Yağlı bir iş.

1. Yağlı bir iş.


yağlı ballı
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , İçli dışlı

Örnek:

1. Cihana maskara oldular paşam gibi yağlı ballı huluslar çakıp gidiyorlardı.

1. Cihana maskara oldular paşam gibi yağlı ballı huluslar çakıp gidiyorlardı.


yağlı ballı olmak
Anlamı:

1. araları çok iyi olmak, içli dışlı olmak